Fuar Organizatörü, Gezgin, Şiir, Yazı,
İskeçe, Boğaziçi, Antalya, İstanbul!
Önceki Ymaj
Sonraki Ymaj

SİTEDE ARA

 

 

 

 Agoras Fuarcylyk

 Agoras Fuarcylyk

 

SOSYAL MEDYA

Facebook'tan Takip EdinFollow us on TwitterBizi Linkedin'de takip edinBu siteyi favorilerinize ekleyin

Yunanca Öğrenmek Ayıp Değil Ki

Yaş oldu 28. Mehmet Dükkancı hala bekar! Hala bekar! Hala bekar! Dükkancı Sülalesinin en koca bekarı! Doğal olarak annem, anne annem, artık çaktırmadan, çaktırmadan mırıldanmaya başladılar. Dişhekimi dayım 27'sinde evlenmiş. 29'nda da ilk oğlu olmuş. Benden hala bir hayır yok. Daha askerlik yapacağız! Sonra birini bulup evleneceğiz. Garanti 32 olurmuş gibime geliyor. Valla benim için şimdilik hava hoş gibi de. Evdekiler iyice mızmızlanıyorlar.

Aslında iki ayrı defa, iki ayrı sevgilim beni Batı Trakya'ya geri dönüp İskeçe'de yaşamaya kararlı olduğum için, ayda bir muhasebeci maaşı ile geçinmeye razı olduğum için terketmişlerdi. Ama tabiki onlar gelmek istemiyorlardı. "Batı Trakyaya geri mi dönmek o deliler memlekitine mi ? Haşa!!" demiştiler zamanında.İkisininde dönmemek için çok ciddi iki sebebi vardı, bir sürü başka sebep arasında "Yunanca bilmiyorlardı". Diğer Sebepleri çook merka eden magazin okurlarımız konu ile ilgili ŞAFAK Dergisinde vakti zamanında yayınlanan makalemi bulup okuyabilirler. Sayısını vermiyorum ki kazara bile olsa elinize bir den fazla dergi alıp karıştırasınız. Yoksa meraktan çatlmaya devam edebilirsiniz.

Neyse… Diyordum ki ikisi de Yunanca bilmiyordu. Şimdi bir sahne düşünün. 20 yaşında bir Boğaziçili, ya da ODTÜ'lü İngilizce biliyor, Türkçesi enfes, Yunanistan Kipoi Sınır Kapısında, pasaport memuru tarafından aşağılanıyor! Neden? Yunan Vatandaşı olup da Yunan ca bilmediğinden dolayı. Vallahi siz ne derseniz deyin ben o pek te sevmediğimiz Pasaport memurları ile aynı görüşteyim.

Malesef toplum olarak bir çoğumuz oğlumuzu, kızımızı ortaokul ve lise eğitimi için Türkiye ye gönderirken gelecekte Yunanca ile yaşayacakları sorunlar hakkında bir fikir sahibi değildik. Ancak bu yukarıdaki paragrafta tarif ettiğim sınır kapısındaki olayı o kadar çok görüyorum ki. Baştan ben de pasaport memuruna çok kızıyordum. Ancak sonrları mantıklı düşünmeye başlayınce kendimize kızmaya başladım.
Malesef Yunan Vatandaşı olup ta Yunanca bilmemek, bir kabahat. Yaşı geçmiş olanlara pek bir sözüm yok. Onların eğitim süreci çok farklı imiş. Ancak bugün üniversite, lise gibi okullarda okuyanların Yunanca bilmemesi hakikaten toplumsal bir ayıbımız. Hemde büyük ayıplardan.
Bir resmi daire den derdimiz anlatamıyoruz. Askerlikle ilgili işlemleri bir Avkata yaptırıyoruz. Bir Yunanca gazete okuyamıyoruz. Bir yunanlı komşumuzla oturup dertleşemiyorsak, Yunancamız yoksa ve biz azınlık hakkı diye bağırıp yırtınıyorsak çok haklı bir şekilde bize "ilk önce Yunanca öğren kardeşim!" derler. Derler ve çenemizi kapatmış, konuşma hakkımzı elimizden almış olurlar. Olamasalar da fikirlerimizde haklılık ve samimiyet payımızı azaltırlar.

Toplumsal ayıp diyorum. Çünkü bu ayıp aslında toplumuzun erimesine de çok büyük katkıda bulunuyor. Yunanca bilmeden Ticaret yapamıyoruz. Yunanca bilmeden enetelektüel, okumuş insanlar olarak Yunanca dergilere mesleğimizle ilgili fikirleri yazamıyoruz. Bırakın tüm bunları ama resmi dairelerde üniversite bitirmiş insanlar olarak rezil oluyoruz.

Biz geçlerin de muhakkak ki bir kabahativar. Ancak bu Yunanca bilmemedeki kabahtimizin büyük bir kısmı malesef ailelerimizde. Annelerimiz babalarımız malesef bizleri Yunanca öğrenmemiz için teşvik etmemektedirler. Çoğumuz yazları, yan gelip yatmakta, tütün tarlasında çalışmakta, geceleri de piyasalarda, yada kahve köşelerinde lakırdı çevirmekteyiz.

Oysa isteyenler öğrenebiliyor. Fehmi diye bir Kuzenim var. İnşaat mühendisliğini yeni bittirdi iki yıl önce. Orta ve liseden itibaren Türkiye de okumuştu. Doğal olarak Yunancası yoktu. Ne yaptı, ne etti, ikinci sınıf ve üçüncü sınıf arasındaki yazları stajını babasının çalıştığı inşaat'lardaki Mühendislerin yanında yaptı. Yaparken de Atina Üniversitesi'nde yazları düzenlenen üç aylık Yunanca Kurslarını takip etti. Bu gün Fehmi gayet rahat bir şekilde Yunanca konuşabilmektedir. Hatta İstanbul'da bulunduğu son bir yıl içinde de telefon ederdi yazdan yanında getirdiği dergilerde çıkardığı yabancı kelimeleri sorardı. Bu gün Fehmi çok rahat Yunanca konuşabiliyor.

İsteyen öğrenebiliyor.

Bazı sesleri duyar gibiyim, Özellikle bayanlardan: "Biz Atina'ya inemiyoruz ki ! Anamız babamız izin vermiyor ki ?" Haklı bir itiraz ama bunun da çözümü var. O kadar İngilizce öğretmenimiz var İskeçe ve Gümülcine'de. Bu kadar Eğitim Fakültesi Mezunu var. Çok büyük bir kısmı da Yunan Liselerinden ya da Azınlık liselerinden mezun. Çok rahat bir şekilde istendiği takdirde Yuananca kursu verilebilir. Hatta bazı öğretmenlerimiz bazı dersanelerde de zaman zaman Yunanca dersleri vermişler bile. Yeterki biz isteyelim. Yeterki vurdumduymazlığımızı bırakıp Yunanca Öğrenmek isteyelim.

Neden olmasın ki?
Kur'an Kursu var. İngilizce Kursu var! Fransızca Kursu var! Bilgisayar Kursu var! Dikiş Nakış Kursu var! Folklor Kursu var! Müzik Kursu var! E peki neden Yunanca Kursu olmasın? Olamaz mı ? Bal gibi olur! Böyle bir teşebüssün altından kalkabilecek insanlarımız da var! yeter ki istek olsun!

Eğer son Batı Trakya'ya gelişinizde sınır kapısında Yunanca bilmediğinizden dolayı aşağılandığınzı hissettiyseniz, tepeniz iyice attıysa, sizin acilen bir Yunanca Kursuna ihitiyacınız var!

(Ya Allah aşkın bir Yunanca Kursu açacak kimse yok mu ya? Üçüncü kez terk edilmek istemiyorum da! Hayır henüz kimse yok ama yani bu gidişle daha çooook terk edileceğim!)

© 2011 Mehmet Dükkancy. Tüm haklary saklydyr. | Yasal Uyary | Yleti?im