Fuar Organizatörü, Gezgin, Şiir, Yazı,
İskeçe, Boğaziçi, Antalya, İstanbul!
Önceki Ymaj
Sonraki Ymaj

SİTEDE ARA

 

 

 

 Agoras Fuarcylyk

 Agoras Fuarcylyk

 

SOSYAL MEDYA

Facebook'tan Takip EdinFollow us on TwitterBizi Linkedin'de takip edinBu siteyi favorilerinize ekleyin

Anneler Günü Önerisi

Gündem'in gaeçen sayılarından birinde 8 Mart Kadınlar Günü ile ilgili yapılan etkinlikten haberler vardı. Oradan aklıma takıldı. Farkına varmadan düşünmeye başlamışım. Sonradan kendime gelince aslında düşündüklerimin hoş düşünceler olduğunun farkına vardım. Bu düşüncelerimi yazıp öneri haline getirmeyi düşündüm…

Düşüncelerimin konusu Batı Trakya'da kadın olgusu idi. Kadın olmanın sorunları, sorumlulukları, dünyada kadın hareketinin boyutları gelişimi, annelik olgusu! Evet annelik olgusuna gelip takıldım.

Aklıma orta okul ve lisede iken bazen şiir okuduğum, bazen de sadece izlediğim, bir defasında da misafir olarak katıldığım anneler günleri geldi. Kim düzenlerdi hatırlamıyorum, ama yanılmıyorsam İskeçe Türk Birliği'nin Kadınlar Kolunun düzenlediği anneler günü idi bu düzenlenen etkinlikler. Hatırladığım kadarıyla şiirler okunur, konuşmalar yapılırdı. Hatta etkinliğe katılan annelerin büyük bir kısmı da biraz bir etkinliğe katılmanın, bir etkinlik ortamında bulunmanın heyecanı, biraz da kendi oğullarının ya da kızlarının şiir okumalarının gururu içinde katılırlardı. Hatta yine yanılmıyorsam her yıl bir yılın annesi seçilirdi…

Ne nasıl niçin bilmiyorum! Hatırlamıyorum! Kadınların etkinliklerini bilmediğim içinde pek bir fikir sahibi değilim aslında…
Ama aklıma takılan başka bir nokta var. Bu etkinlikler hep kendi içimize, kendi annelerimize yönelik çalışmalardı. Duygusal etkinliklerdi… Düşünce olarak, düşünsel birikim ve bilgi olarak bir şeyler bıraktı mı bilmiyorum. Hatırlamıyorum…

Her nedense bizim toplumda duygusal'lık söz konusu olunca hep ağlamak ya da ah vah etmek geliyor aklımıza. Hatta öyle ki Orhan Veli'nin anlatamıyorum şiirini okuyanlar genellikle ağlama havasına giriyorlar. Çünkü şiirde gözyaşlarından bahsediliyor… Analarımız da söz konusu olunca hep duygusallaşıyoruz…

Hepimizi biraz mantık cephesine davet ediyorum.
Gelin annelik olgusuna, annelik sıfatına duygusal, ağlamaklı, ve bazen de sahte duygusal bakış açıların ötesinde bakalım. Bakalım derim çünkü bazı acı gerçkler bakmamızı gerektiriyor… Çünkü annelik duygusunu duygusallıkla yaklaşmayan, yaklaşamayan birhayli arkadaşım oldu…

Çünkü okumamış diye 14'ünde 16'sında 17'sinde evlenen bir hayli genç kız var.

Çünkü "günah!" korkusuyla konuşulmamış bir hayli, sorulmamış bir hayli soru olduğunu duyuyorum memleketteki bayan arkadaşlarım sayesinde

Çünkü okuyamamış annelerin (ve babaların) birkaç nesli üniversitede, üniversiteden mezun oluyor ve bir hayli kuşak çatışması yaşanıyor gibime geliyor…

Çünkü bu kadar büyütüp okuttuktan sonra anaların kızanları memleketine dönmüyorlar. Türkiye, Almanya, Amerika, Avustralya'lara gidip oralarda kalıyorlar. Memlekette yalnız kalanlar yine analar oluyor.

Çünkü bu siyasi tıkanıklıkların memleketinde kadınımız memleket uğraşılarında hep geride kalmış.

Çünkü ben orada bir kadın olarak ne yapabilirim, mesleğimi nasıl icra ederim ki, "ben bir erkek değilim!" diye dönmek istemeyen bir hayli üniversiteli var.

Çünkü çocuğuna nasıl bakacağına bilmeyen çocuk yaşta bir hayli ana var bizim memlekette…

Çünkü dağ başında tütün tarlasında, ovada pamuk işinde ekmeğini çıkarmakla uğraşan analarımız, bizi yetiştiriyorlar sağ olsunlar ama ne kadar iyi yetiştirme güçleri var?

Çünkü bölgemizi ziyaret eden Yunanlı gazetecilerin, feraceli kadınlarımızı tütün işinde gördüğünde "İSLAM'DA EZİLEN KADIN" imajını işliyor…

Çünkü KADIN ve ANNE olmanın zor olduğunu hissediyorum, bir erkek bakış açısıyla…

Çünkü'lerin listesini uzattıkça uzatabiliriz…

Önerim mi?

Derim ki Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği Kadınlar Koluna, İskeçe Türk Birliği Kadınlar Koluna, ve varsa bilmediğim diğer örgütlü kadın topluluklarına: Bir panel, hatta bir kaç panel düzenlense, hatta belki 8 Mart Kadınlar günü etkinliği gibi genişçe bir etkinlik düzenlense ve bu tür sorular sorulsa, irdelense…

Bu tür sorular sadece kadın kadına değil de erkeklerinde mümkünse dinleyici olarak katılabileceği ortamlarda düzenlense… Çünkü şu da bir gerçek ki, kadın kocasını da eğitebilir, isterse(ler).

Bu işin uzmanı değilim ama, bu düşünceler öylesine aklıma gelen düşüncelerdi. Anneler gününe 1 aydan fazla bir zaman var biliyorum. Ancak biz genellikle düşüncelerimizi sonradan söyleyip te bir daha ki sefere yapalım deyip, bir dahaki sefere unutan ya da üşenen bir toplumuz… Bu bağlamda söylediğim düşünceler bunlar. Önceden söylemek istedim ki, belki birileri çıkar da kale alırlar…

Almazsa da şimdiden anneler gününüz kutlu olsun diyorum!

© 2011 Mehmet Dükkancy. Tüm haklary saklydyr. | Yasal Uyary | Yleti?im