Fuar Organizatörü, Gezgin, Şiir, Yazı,
İskeçe, Boğaziçi, Antalya, İstanbul!
Önceki Ymaj
Sonraki Ymaj

SİTEDE ARA

 

 

 

 Agoras Fuarcylyk

 Agoras Fuarcylyk

 

SOSYAL MEDYA

Facebook'tan Takip EdinFollow us on TwitterBizi Linkedin'de takip edinBu siteyi favorilerinize ekleyin

Askerlik Sonrası Merhaba Yeniden

23 Mayıs 2000

Merhaba değerli okuyucular. 18 ayın üstünde zoraki bir aradan sonra merhaba!

Söze kolay, 18 ay. 18 ay sonra yenıden merhaba demek hem çok hoş bir duygu, hem de çok zor bir vaziyet. 18 ay içinde bilgisyara teknolojisinden bile uzaklaşınca parmak klavyede eskisi kadar hızlı akmıyor. Dolayısıyla birden, yeniden eski hızla yazmaya başlamak zor oluyor. Ama asıl zorlukda bu geçen 18 ay sonrasında yeniden sivil hayata uyum sağlamaya çalışırken yaşadığım zorluklar.

18 ay askerlik, insanı hakikaten bir çok konudan uzaklaştırıyor. İnsan askerlik boyunca yeni alışkanlıklar ediniyor. Yeni ve farklı bir yaşam tarzı ediniyor. Hele hele medneiyetten uzak bir dağ sınır karakolunda olunca yabanileşiyor da biraz.

Öyle ya içerdeki hayatla dışardaki hayat arasında hakikaten de bayağı bir fark var. İçerdekiler, askerlik yapanlar genellikle dış dünyadan koptukları için uyum sağlamak bayapı bir süre alıyor. Hani bundan dolayı bir esprinizi anlamazsam, herhangi bir konuda hazırlıksız yakalanırsam, ‘askerden yeni geldi zavallı! Bilmiyo vaziyetleri!” diye hoşgörü ile karşılamanızı beklemekteyim. Öyle ya aradan bayağı bir vakit geçti.Bayağı… Biz erkeklerin askerliklerini kıskanan bayan arkadaşlaradır bu girişim… Her ne kadar kopuk ve sorumluluklardan uzak olsak da aslında başka bir dünyanı içinde başka sorumlulukların altında devam ediyor askerliğin yaşam tarzı.

Askerlik bir okuldur derler büyükler, abiler, babam dedem yaşındaki insanlar… Askere giderken bir üniversite mezunu olarak : "hadi lan! Ne okulu ? Ne öğretebilriler ki daha ?” diyordum… Eminim herkes farklı şeyler öğrenmiştir. Ancak ben başta yemek pişirmesini öğrendim… Ünversite yılları esnasında makarna pişirmeye bile angarya sayan ben, askerde ahçılık yaptım a dostlar…!!!

Gümülcineli asker arkadaşım, ahçı hocam, Şenol sayesinde… Yardımcılığını yapa yapa, Musaka yapmayı da, fırında tavuk pişirmeyi de, Hindi pişirmeyi de öğrendik… İşin ilginci de ilk bir kaç gün aşırı baharattan şikayet eden deneklerim(!) sonraları vaziyetten memnun kaldılar!.. Ama bi fazladan izin koparamadık!

Bunun yanısıra da askerde ilkokul eğitim seviyesinde genşlerle aynı mekanı paylaşınca ilginç gözlemlerim, deneyimlerim oldu.Bir kısmı üzücü, bir kısmı ise sevindirici gözlemler.

Ha unutmadan, kedi tırmalamasından, köpeklerin havalmasından korkan ben, (sakın gülmeyin) köpek dostu oldum. Bugüne kadar cinsini pek öğrenemediğim 10 köpek yavrusu büyüttüm karakolda. Hatta 6 tanesinin doğumuna bile şahit olduk. Asker arkadaşlarım Şenol, İbrahim, Selahattin, Ceyhunla birlikte… İlginç anlatacak acı tatlı anılar çok! Ama şimdilik sivil hayat hasretindeyken size askerlik anıları anlatmaya hevesim bile yok!

Bir de askerde hasretlik çekmeyi, cep telefonları mesajları ile chat etmeyi, dayanmayı, sinirlerin bozulmasında çokmeyi ve toparlamayı öğrendim. Pahalı gelen faturalara karşı anlayış gösteren aileme ve bazen anlamsız sitemlerimi bile çeken arkadaşlarıma dostlarıma ve gönül bağıma müteşekkirim. Biliyormusunuz ? Aslında öğrendiğim bir başka şey de içerdeyken, dışarıda olanlarla sıkı bağların, dostlukların olmasının insana güç kazandırdığıdır.

Ondan ola ki şu an askerde olan, bir dostunuz, yeğeniniz, arkadaşınız, kuzeniniz varsa, arayın, telefon, edin, hal hatır sorun… Bir telefon bile tahmin edemiyeceğiniz kadar değerlidir… Askerde içerdeyken…

Biz içerdeyken siz dışardakiler ne yaptınız ?

Bir buçuk yıl boyunca da bir hayli değişiklik ve gelişme oldu aslında…

Kosova'da bir savaş yaşandı. Bir kanlı savaş ve en çağdaş araçlarla batı ülkelerinde bir intiba, propaganda savaşı yaşandı… İki deprem yaşadık Maramara Bölgesinde, ve Atina'da. Depremler sebep oldu belki Türkiye ile Yunanistan iki devlet insnacıl davranarak bir birine yakınlaşabildiler nihayet… İki depremde bu kadar kayıp, şehit mi gerekirdi, iki halkın inanlığının ön plana çıkması için? İki ölümcül felaket mi gerekir di, düşmanlık tohumları ekilmeye çalışılan iki halkın gönlünde aslında dostluğa, iyi komşuluğa hasretlik olduğunu analayabilmek için. Ve Daha yeni felaketler mi lazım, düşmanlık borularını öttürenlerin seslerinidostluk arzusunda boğabilmek için?

İki komşu ülkenin nihayet yakınlaşmaya başlaması soncunda, bizim azınlık toplumumuzun sorunları da yavaş yavaş bir çözülme havasına girdi… Ama slogancılıkla politika yapanlar da çözülmeye başladı… Artık problem, şikeyet etme dönemi geçti… Artık ne sitediğimizi, neye ihtiyaç duyduğumuzu otorup düşünme ve çözüm teklifleri üretme dönemi başladı…

Ancak bizim kendi sorunlarımız ise şekil değiştirmeye başladı… İşte son seçimde 3 değil 1 milletvekili seçebildik. Neden ?

Neden ? Neden ?

Toplumumuzun ve daha geniş çevremizin gündemini yeni yeni öğrenmeye başladığım için henüz sorgulayıp, fikir üretme dönemine giremedim. Az sabır… Birkaç vakit sonra daha derin düşünceler, daha uçuk fikirlerle yine karşınızda olacağım…

Bu ara yazılarımı özleyip, bunu dile getiren okuyucu dostlara da çok teşekürler. Yeniden yazmaya başlamamı kolaylaştırdınız…

© 2011 Mehmet Dükkancy. Tüm haklary saklydyr. | Yasal Uyary | Yleti?im